Roxana NOVEL - Bölüm 27
Çevirmen: Aybüke
Roxana, Cassis’in çiçekler konusunda neden böyle tuhaf davrandığını anlamaya çalıştı.
Ne garip… Sanki onların zehirli olduğunu anlayabilir mi ki?
Bu çiçekler sadece kendi ailelerinin malikânesinde yetiştiriliyordu, öyle nadir şeyler de değildi. Daha önce görmüş olması pek mümkün değildi. Üstelik Yoan, en zehirli kısım olan sap diplerini kesmişti.
“Beğenmediysen geri alayım.”
“Bırak kalsın.”
Cassis bunu o kadar sert söylemişti ki Roxana istemeden duraksadı. Daha tuhafı, Cassis de kendi ses tonuna şaşırmış gibiydi. Yüzünden, az önceki sertliğinden pişman olduğu belliydi.
“Gerçekten götürmene gerek yok.”
“Yok… Aslında haklısın. Bu boşluğu doldurmak için fena olmaz.”
Belli ki çiçekleri vermeye niyeti yoktu. Roxana bir şey diyemeden Cassis çiçekleri elinden aldı. Roxana onun ne düşündüğünü anlamaya çalışarak baktı ama bir şey çıkaramadı. Sonunda vazgeçip yatağın köşesine oturdu.
“Bu arada, şuna bakmak ister misin?”
Roxana’nın sorusu üzerine Cassis bakışlarını çiçeklerden çekti ama hemen ardından olduğu yerde kaldı.
“Sen ne yapıyorsun—?!”
Roxana’nın bluzunun içine uzandığını fark etmişti. Gözlerini kaçırması gerekirken ne diyeceğini bilemedi. Roxana ise içinden katlanmış bir kâğıt çıkardı. Başını hafifçe yana eğip hâlâ donakalmış Cassis’e baktı.
“Bunu saklayacak başka yerim yoktu.”
Cassis kendine gelip yüzünü ovuşturdu.
“O ne?”
“Malikânenin haritası.”
Bu sözden sonra odada kısa bir sessizlik oldu. Bu kez Cassis’in bakışları daha keskindi.
“Niye öyle bakıyorsun? Kaçmana yardım edeceğimi söylemiştim.”
Roxana gayet sakindi.
“Çabuk ezberle. Gitmeden yakmam lazım.”
Cassis haritaya baktı. Beklediğinden çok daha ayrıntılıydı. Sadece iç kısımlar değil, dışarıdaki yapılar bile çizilmişti.
“Bana güvenmiyorsan sorun değil. Şu an kanıtlayamam ama zaman bulup buradaki her şeyi doğrulamanı sağlayacağım. Sonra kendi gözlerinle görür, karar verirsin.”
Cassis böyle bir şey beklemiyordu. Roxana sadece harita vermiyor, aynı zamanda gizli bir amacı olmadığını söylüyordu. Birinin ona gerçekten yardım edeceğini hiç düşünmemişti, Roxana’nın bile.
Bu yüzden ondan hiçbir şey istememiş, sadece iyileşmeye odaklanmıştı. Planı basitti. Tamamen toparlandıktan sonra kendi başına kaçmak.
Kısa bir an Roxana’ya baktı, sonra tekrar haritaya döndü.
“Bu oda nerede?”
“Şurası.”
Gerçekten de söylediği gibiydi. Yukarıdan bakınca malikâne tam bir labirent gibiydi. Bu kadar büyük bir yerde mutlaka bir açık olmalıydı ama haritada öyle bir şey görünmüyordu. Yine de şu an şüphelenmenin bir anlamı yoktu.
“Benim kullandığım kestirme yol buradan geçiyor. Sanırım bunu başka kimse bilmiyor. Tesadüfen buldum.”
“Yani gizli bir geçit mi?”
“Aynen. Küçük bir sorun var ama… Yine de en iyi seçenek bu.”
Roxana, Cassis’in artık haritaya bakmadığını fark etti. Sanki her şeyi ezberlemişti.
Buna günlerimi harcadım…
Biraz sinirlense de hızlı ezberlemesini tercih etti. Söz verdiği gibi haritayı yakıp odadan çıktı. Roxana gider gitmez Cassis haritayı zihninde yeniden kurdu. Sonra gözleri çiçeklere kaydı.
Adını bilmese de onların zehirli olduğundan emindi. Ne kadar hafif olursa olsun havadaki o koku belliydi. Ne yapacaklarını bilmediği için kalmalarını istemişti. Zararsız gibi görünse de Roxana’nın bunu sık sık hediye olarak aldığını söylemesi rahatsız ediciydi.
“Babasının adamlarından biri mi vermiş…?”
Roxana’nın bu çiçeklerin ne olduğunu bilmediğini düşünüyordu.
Üzerindeki o hafif zehir kokusu bunlardan mı geliyor?
Onun yanındayken bir şey söylememişti. Merak ediyormuş gibi görünmek istemiyordu. Ama aslında merak ediyordu.
Elini çiçeklere uzattı.
Çat.
Bir anda buket soldu, ardından kupkuru hale geldi. Cassis’in gücü devreye girmişti. Kuruyan yapraklara hoşnutsuzlukla baktı. Pedelian soyunda bazı kişiler zehri arındırıp yaraları iyileştirebiliyordu. Bu gizli tutulurdu. Cassis de bu sayede zehri fark etmişti.
Ama şu an gücü zayıftı. Sadece hafif bir arındırma yapabiliyordu. Bu yüzden Roxana’nın verdiği şeyleri rahatça kabul etmişti. Boynundaki zincir ise gücünü kısıtlıyordu. Kurumuş yaprakları yere itti.
“Ee Roxana, oyuncağın sonunda uslanmaya başladı mı?”
Roxana o gün hem Maria’yla karşılaşmış hem de Lante’yle uğraşmıştı. Yine de kendini tuttu. Lante koltuğunda rahatça oturuyordu. Bir elinde şarap, diğer eliyle çenesini tutuyordu.
“Evet. Başladığımıza göre çok daha iyi.”
Roxana hafifçe gülümsedi.
“Yine de öğrenecek çok şeyi var. Sonuçta bayağı bir pislik.”
“Ne bekliyorsun ki o Pedelian lağım farelerinden?” dedi Lante gülerek.
Zalimdi ama basitti. Onunla aynı şeyi söylemek yeterliydi.
“Aslında baştan uysal olsaydı bu kadar eğlenceli olmazdı baba. Şimdi böyle sürünmesini görmek daha keyifli.”
Roxana’nın sesi yumuşaktı ama sözleri sertti.
“Üstelik onu bana sen verdin. O yüzden daha da değerli. Biraz daha düzeltince asıl eğlence başlayacak.”
Melek gibi bir yüzü olmasına rağmen o anda yüzünde acımasız bir gülümseme vardı. Lante memnuniyetle sırıttı.
“Biliyor musun, sen bana gerçekten çok benziyorsun.”
Jack's Black Pearl
🎮 Lv. 6
4266 XP
Bölümler için çok çokk çookkk teşekkürler 🤍
aybüke
🎮 Lv. 6
2985 XP
ben teşekkür ederimmm hem beklediğiniz hem de güzel yorumunuz içinn <3
BaşrollereSevdalı
🎮 Lv. 6
1475 XP
Henüz okumadım ama emekleriniz için çok teşekkürleerr 💞❤️
Ms.Perfect
🎮 Lv. 2
90 XP
Emeğinize sağlık bu seriyi çok seviyorum novelini okumak çok keyifli
Tzlhyr
🎮 Lv. 1
25 XP
Bu seri niye devam etmedi ya çok üzücü 😭