Roxana NOVEL - Bölüm 25
Çevirmen: Aybüke
Jeremy hâlâ peşlerindeyken hizmetçiler sonunda Maria’ya ulaştılar. Maria, dönmelerini bekliyordu. Rüzgârla kımıldayan kızıl çiçek denizi içinde duruyordu; sanki kan dalgalar gibiydi.
“Hey ihtiyar!”
Maria başını biraz çevirip kendisini çağıranın kim olduğunu görmek için baktı. Jeremy’nin kaba hitabı üzerine bazı hizmetçiler yüzünü ekşittiyse de, Maria’nın yanında uzun zamandır çalışanlar bu tür davranışlara alışkındı.
“Jeremy!”
Maria, ne dediğini umursamadan ona sıcak ve hoş bir gülümsemeyle cevap verdi. İnsanlara, hayvanlara ya da nesnelere karşı çekici bulduğu her şeye tutkun bir kadındı. Bu yüzden Agrece ailesi arasında Sierra, Roxana ve hatta Jeremy’yi bile sevdi; çünkü Jeremy’nin yakışıklılığı, onun yaramazlığını görmezden gelmesini kolaylaştırıyordu.
“Beni görmeye mi geldin? Ne kadar da naziksin.”
Onun hizmetçilerini takip eden bir köpek gibi oraya gitmesinin başka bir nedeni yoktu; bu açıktı.
“Yine kötü alışkanlıklarına döndün ha, ihtiyar.”
Jeremy açıkça onu kışkırtmaya çalışıyordu. Amaç ne olursa olsun, samimi bir ilişki kurmak gibi bir niyeti yoktu.
“Hiç sebep yokken bir hizmetçini öldürmek neyin nesi?! Devam edersen bir gün o iblisler seni bakıcıları sanır!”
“Oh, ama beni yanlış anlıyorsun Jeremy. Sadece çizgiyi aşanları cezalandırıyorum. Aman, aman… Hatta yanlış varsayımların bile çok tatlı.”
Jeremy cevap vermek yerine kusacak gibi davranarak yüzünü buruşturdu. Ne söylerse söylesin, Maria ona hâlâ küçük bir çocukmuş gibi sevgiyle bakıyordu.
“Her neyse. Asıl mesele, o hâlde nereye gidiyorsun? Kan koktuğunu bilmiyor musun? Berbat.”
Objektif olarak söylemek gerekirse, Maria’yı azarlamak için onu bulmaya gitmesi de pek normal değildi. Üstelik iblis çiftliğinden çamur içinde döndüğü için Jeremy de pek güzel görünmüyordu.
“Görünüşe bakılırsa iblis çiftliğine gitmişsin, Jeremy. O siyah sümük yüzünden tatlı yüzünü zar zor seçebiliyorum.”
Jeremy Maria’nın lafına sadece burun büktü. Belki de o zehirli çamurun üstüne bulaşması o kadar da kötü değildi. Ama Maria’dan duyduğu şey, çürümüş balık gibi berbat bir tadı bir kez daha hatırlattı ona.
Hatırlayınca yüzünü ekşitti. Yanındaki en yakın kızıl çiçeklerden bir avuç koparıp yapraklarını çiğnemeye başladı. Bu çiçekler Agrece’ler tarafından kendi amaçları için yetiştirilmişti; yaprak ve gövdelerinde hâlâ toksik özellikler vardı. Yapraklar hafif toksikti ve migrene sebep olabiliyordu. Fakat düşük seviyeli zehirlere dayanıklı Jeremy için hiçbir zararı yoktu.
“Xana da baya meşgul görünüyordu. Siz çocuklar gerçekten dinlenmeyi bilmelisiniz. Çok çalışmak bedeni zorlar.”
“Durun, ne dediniz? Roxana’yı bugün gördüğünüzü mü söylüyorsunuz?”
Jeremy o kadar şaşırdı ki elindeki çiçeği bir an için çiğnemeyi kesti.
“Evet, biraz önce rastladım ona. Onunla Deon’la çay içmeyi umuyordum ama Deon uzaktaymış ve Roxana da meşgul olduğunu söyledi.”
Jeremy’nin yüzü hemen burkuldu.
“Ne dedin sen? O aptal Deon’u neden çağırdın?!”
Roxana hem Deon’dan hem de Maria’dan nefret ediyordu; bu yüzden Jeremy de onları nefret etmeyi görev edinmişti. Deon tip olarak herkesin sevemeyeceği biriydi ve Maria’nın tuhaflıkları da cabasıydı. Bu yüzden Deon ve Maria’ya dert çıkarmak Jeremy için adeta bir eğlenceye dönüşmüştü.
Ama çabaları ne Maria’yı ne de Deon’u etkilemişti. Sonuçta Jeremy hep hüsranla ve mutsuz şekilde geri dönüyordu. Ama pes etmeye niyeti yoktu; onlardan bir gün bir tepki alacağı umuduyla devam ediyordu. Maria ise bu sözde “çatışmalarda” her zaman üstün geliyordu.
“Tabii haklısın. Oğlum olmasına rağmen pek sevimli biri değildir.”
“Ve Roxana ile Deon’u bir araya getirmeye çalışman hakkında uyarmadım mı seni?!”
Jeremy neredeyse dişlerini göstererek bağırdı.
Maria başını yana eğdi, sanki sorusunu anlamamış gibi.
“Uyarmış mıydın? Ama iki kardeşin iyi geçmesini sağlamakta ne yanlış var?”
“Kardeşler mi? Gerçekten onları ‘kardeş’ olarak mı adlandırdın?!”
Bu ihtiyar gerçekten kafayı yemişti. Agrece ailesinde herkes birbirinden beterdi; kardeş olmayı çoktan unutmuşlardı.
Ve daha kötüsü, Maria Xana’nın Deon’u bile kardeş olarak görmesini istiyordu?!
“Dinle ihtiyar. O kulaklarını bu sefer iyice aç ve beni iyi dinle. Bu dünyada Roxana’nın gerçek kardeşi sadece benim! Anlıyor musun?”
Bu büyük bir iddiaydı. Jeremy bunu sanki ezeli bir gerçekmiş gibi söylüyordu.
Maria yatıştırıcı bir hareketle cevap verdi:
“Seni gayet duyuyorum tatlım. Bir dahaki sefere Xana ve Deon’a çay içmeye davet ettiğimde seni de çağırırım. Seni unutmak benim hatamdı, Jeremy.”
“Ağh! Ben öyle mi dedim şimdi sana?!”
O kadar sinirliydi ki daha da agresif görünüyordu.
“Her neyse, Roxana’nın bu ara boş boş sohbet etmeye vakti yok, o yüzden sen o çay partilerini unut.”
Jeremy o kadar sinirlenmişti ki Maria’nın özenle yetiştirdiği kızıl tarlayı yakabileceğini hayal etti. Tükürdü ve konuşmaya devam etti.
“Benimle oynayacak vakti yok, sadece o lanet oyuncağıyla ilgileniyor.”
“Oyuncağıyla mı?”
“Evet, Blue Pedelian diye biri. Roxana onu seçti…”
Oyuncaktan bahsedilince Maria’nın ifadesi aniden değişti. Gözleri kocaman açıldı. Jeremy şaşkınlıkla sordu:
“Ne? Gerçekten bilmediğini mi söylüyorsun?”
Roxana’nın yeni bir “oyuncağı” olması büyük bir haberdi. Maria buna gerçekten şaşırmıştı; Deon’un bile nerede olduğunu fark etmemişti.
“Daha çok dinlemeyi öğrenmelisin ihtiyar. Aynı evde yaşadığımız hâlde bunu bile bilmemen ilginç. Neyle meşguldün de? Bir saçmalık yapıp yeni bebekler falan mıdikiyordun?”
Jeremy cıkladı ama Maria hiçbir etki göstermedi.
“Anladım… Demek Xana’nın yeni bir oyuncağı var… Acaba nasıl bir çocuk?”
Jeremy cevap vermeye çalıştı:
“Deon gibi bir aptal. Gerçek bir bela.”
Ama ne derse desin, Maria onun sözlerini duymuyordu; gözleri merakla parlıyordu.
“Hemen Louelle’i çağırın. Bana böyle ilginç bir olayı söylememiş olması inanılmaz. Ne kadar yaramaz.”
Ama hizmetçiler adım atmadan Maria sözünü geri aldı:
“Hayır hayır. Ben kendim gideyim. Jeremy, biraz benim odama gelip eğlenmek ister misin? Bir sürü lezzetli atıştırmalığım var.”
“Olmaz. Ben senin o garip bebeklerinden biri değilim.”
Jeremy onun gerçek niyetini bildiği için hiddetle bakıp ve oradan ayrıldı. Maria ise onu gidişini kısaca izledikten sonra yeniden neşelendi.
“Hemen Xana’ya davetiye göndermeliyim. Yeni oyuncağın da olacağı güzel bir çay partisi ne de güzel olur.”
Kızıl tarlanın çiçekleri Maria’nın hevesli sesiyle yavaşça sallanıyordu.